Yol Ayrımı
Yaratan Devrimci İbrahim Kaypakkaya
UFUK
GÖLLÜ - 18 Mayıs 1973 tarihinde Diyarbakır zindanında bir
devrimci katledildi. İbrahim Kaypakkaya’nın işkence
ile katledilmesinin üzerinden tam 39 yıl geçti. Geçen uzun yılların
ardından hafızamızda İbrahim Kaypakkaya’nın, işçi sınıfının ve ezilen
halkların özgürlük mücadelesinde ölümsüzleştiği gerçeği kaldı.
Bugün binlerce genç bu mirasla onu anmakta ve onun ölümsüzlüğünü
sloganlarında dillendirmektedir.
Zamanın
Ruhu
RIDVAN
TURAN - Geçen hafta sonu Ankara’da yapılan Halkların Demokratik
Kongresi (HDK) toplantısında, HDK olarak başlayan sürecin politik bir
parti olarak yoluna devamı için önemli mesafe kat edildi. Bu durumun
kendi başına taşıdığı değerin yanında, kuşkusuz, HDK bileşenlerinin
ekseriyetinin ortak bir fikre sahip olduğunu göstermesi açısından da
değerlidir. HDK, SDP’nin yıllar önce önerdiği çatı partisinin bugüne
uyarlanmış ve çatı partisinden daha da yetkin hale getirilmiş bir
örneğidir.
Burjuvazinin Şövalyesi
M.
ULAŞ BAYRAKTAROĞLU - Fenerbahçe taraftarları geçtiğimiz hafta
sonu şampiyonun belli olduğu karşılaşmadan sonra çeşitli sokak
gösterileri yaptı. Bu gösterilerde halk ile kolluk kuvvetleri zaman
zaman karşı karşıya geldiler ve çeşitli çatışmalar yaşandı. Aslında bu
durum birçok takım ve taraf için futbol maçları dâhilinde sıklıkla
yaşanan olaylardır. Zaten taraftarı genellikle hararetlendiren burjuva
medyasının kendisidir. Spor programlarında, gazetelerin spor
sayfalarında dünyanın en önemli mevzusu tartışılıyormuş gibi bir kavga
sürer gider.
Sevgi Göyçe Mücadelemizde
Yaşayacak
Yıllardır
sosyalizm, devrim ve kadın mücadelesinde yer almış; KESK Kadın
Sekreterliği yapmış; KESK Genel Meclis Kadın Birimi ve ÖDP Meclis üyesi
olan Sevgi Göyçe’nin kaybından dolayı büyük üzüntü duymaktayız. Başta
ailesi, ÖDP ve KESK’liler olmak üzere tüm devrimcilere, kadın mücadelesi
yürütenlere başsağlığı dileriz.
Faşizmin
Yenileceği Gün Uzak Değil
UFUK
GÖLLÜ - Bundan 67 yıl önce insanlığın geleceği için büyük bir
tehdit oluşturan Alman faşizminin savaş makinası Sovyetler Birliği
tarafından yenilgiye uğratıldı. Sovyetler Birliği işçi sınıfı ve
emekçileri “Büyük Vatanseverlik Savaşı” adını
verdikleri savaş boyunca ülkelerinin varını yoğunu ortaya koyarak
Faşizmin yenilgiye uğratılması için savaştılar. Hitler
liderliğindeki Alman Faşizmi bütün Avrupa’yı istila ederek insanlığın
geleceği için büyük bir tehlike yaratmıştı.
Bir
Başbakanın Feryadı: Özelleştirmeyelim de Besleyelim mi?
GÜLEREN
EREN - Sanatın ne olduğuna, kime nasıl hizmet ettiğine dair pek
çok tartışma yapılabilir. Ancak bu tartışma bir ülkenin başbakanı
tarafından o ülkenin sanat üretimini hükümetin denetlemesi amacıyla,
fütursuzca ve düşmanca bir tavırla başlatıldığında ister istemez
öncelikle bu otoriter tavra karşı çıkmak gerekiyor.
SDP'ye Baskılar
Artarak Sürüyor
SDP tüzüğünde yer alan, SDP’nin gençlik örgütü Devrimci Gençlik’in yasal
süreli yayını Kurtuluş Yolunda Dev-Genç’te yayınlanan “Sokak Kavga ile
Özgürleşecek, Boykot Var ve Bir Yol Ayrımı- 1971 Direnişi, Kurtuluşun
oluşumu” başlıklı yazılar nedeniyle, derginin sorumlu yazı işleri müdürü
ve aynı zamanda Sosyalist Demokrasi Partisi Genel Başkan Yardımcılığı
görevini sürdüren Yeşim Ergün’e DHKP-C propagandası yaptığı gerekçesiyle
İstanbul 11. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından 11.05.2012 tarihinde 1 yıl 3
ay hapis cezası verildi. Geçtiğimiz aylarda da PKK örgüt propagandası
yapmaktan İstanbul 14. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından 10 ay müddetle
hapis cezası verilmişti.
Ulrike Meinhof'u Öldüremeyeceksiniz!
ERDAL
KOZAN - Başarılı bir gazetecilik kariyeri, radyo ve
televizyon programları, bir eş, iki çocuk ve rahat bir yaşam… Bunlara
rağmen tercih edilen profesyonel devrimcilik ve illegal hayat sonucu
hapishane, tecrit ve cinayet… Ulrike Meinhof’un hayatı oldukça uzun bir
hikâye, ancak ölümünün 36. yılı anısına bir özetini sunmaya çalışalım.Hitler
faşizminin Almanya’ya egemen olduğu yıllarda, 1934’te doğar. İkinci
Dünya Savaşı’na ve Yahudilerin maruz kaldığı katliamlara tanıklık eder.
Sol ve
Antikapitalist Müslümanlar
RIDVAN
TURAN
- Antikapitalist Müslümanların “Allah Ekmek Özgürlük” sloganlarıyla
Taksim’e çıkmaları 1 Mayıs’ın en çok tartışılan konularından biriydi.
Kimi olumladı, kimi karşı çıktı. Ancak bu durum en çok AKP yanlılarında
şaşkınlık yarattı. Mesela Fehmi Koru 2 Mayıs tarihli yazısında “bu
duruma şaşırılmaması gerekir” derken, kendi şaşkınlığını gizleyemedi.
İstatistiğe Vurulduk mu, Hepimiz Mutluyuz!
SERAP GÜNEŞ
- Geçenlerde yapılan bir araştırmanın sonucu, “istatistiğe
vurulduğunda”, yüzde 77’mizin mutlu olduğunu buluvermiş. Kötü haber tez
yayılır derler ama memlekette iş ve kadın cinayetleri istatistikleri
değil, böyle fason araştırmaların tozpembe sonuçları daha hızlı sirküle
oluyor. Bilgi tekeli, bilgiyi yayma tekeli ile birleşince, işte böyle
oluyor halimiz. Basın özgürlüğü, cezaevindeki gazetecilerle artık
yandaşı-candaşı kalmamış, topluca hükümet bültenine dönmüş otosansür
medyası arasında bir yerlerde, çoktandır kayıp.
Onuncu Yılında Partimiz
H. CENGİZ GÜLTEKİN
- Partimiz devrim ve sosyalizm kavgasında onuncu yılını yaşıyor. On
yıllık geçmişiyle SDP Türkiye Sosyalist Hareketi (TSH) içinde özgün bir
duruşa sahip. Bu özgünlüğü, sergilediği devrimci pratiğinin yanında,
sahip olduğu programatik tezlerinden ve politik duruşundan
kaynaklanıyor.
SDP’yi TSH’nin diğer sektörlerinden ayıran en büyük özelliği
yenilenmeci bir sosyalizm anlayışına sahip olması.
Bu dava kadınlar bitti diyene kadar
bitmeyecek!
BURCUGÜL
ÇUBUK - Taciz
ve tecavüze uğrayan kadınların yalnızlaştırıldığı; yargı, devlet ve
toplum karşısında kadına tek çare olarak susmanın gösterildiği bir
ülkede yaşıyoruz. İlk elden devlet, devletin organı yargı ve hukuk
sistemi koruyor taciz ve tecavüzcüyü. Yargılanmadıkları,
cezalandırılmadıkları bir sistemde devletten aldıkları güçle daha da
pervasızlaşan saldırganlar suç işlemeye devam ediyorlar.
Rıdvan Turan Tutuklu Ailelerini Ziyaret
Etti
Mersin’de
2 Mayıs 2012 günü Newroz’a katıldıkları suçlamasıyla tutuklanarak Mersin
E Tipi Cezaevi’ne gönderilen Dev-Lis üyelerinden Ali Okutan ve Dersim
Dinçer’in Mersin’de bulunan ailelerini SDP Genel Başkanı Rıdvan Turan ve
Mersin İl Yönetimi ziyaret etti. Ziyaret sırasında konuşan Dersim
Dinçer’in ailesi; ziyaretten duydukları memnuniyeti belirtirken,
Dersim’in kendileri için onur olduğunu ve onun genç yaşında sürdürdüğü
mücadeleyi desteklediklerini belirtti.
SDP: "Çukurova'da Devlet Terörü Sınır
Tanımıyor"
YEŞİM
ERGÜN - 1 Mayıs’a ön gelen günlerden bugüne dek Çukurova’da SDP
üyelerine ve SDP’nin liseli gençlik örgütü olan Dev-Lis üyelerine
yönelik baskılar artarak devam ediyor.
Sadece son bir kaç hafta
içinde, 1 mayıs hazırlıkları çok sayıda SDP’li ve Dev-Lis’li gözaltına
alındı, evleri basıldı ve tutuklandı.
SDP Genel Başkanı
Tarsus’ta Denizleri Andı...
Mersin’de
tutuklu ailelerinin ziyareti ardından bölgedeki temaslarını sürdüren
Turan, 6 Mayıs akşamı Tarsus ilçesine geçerek HDK gençliğinin
düzenlediği Denizleri anma yürüyüşüne katıldı. İlçede yapılan yürüyüşün
ardından gençlik adına bir basın metni okundu.
Tarihine Yabancılaşan Tarihçi
M. ULAŞ BAYRAKTAROĞLU - Bilim insanı nasıl olunur? Öncelikle
belirli birikimlere sahip olabilmek ve analizler yapabilmek için ciddi
oranda emek harcamak gerekmektedir. Araştırmaları sürdürebilmek için
bilimsel bir şüpheciliğe sahip olmak gereklidir. Mümkün mertebe
objektife yakın olmaya çalışmak gereklidir. Bütünlüklü diyalektik bir
yönteme sahip olmak gereklidir. Bu özelliklere benzer birçok niteliği
çeşitli cümlelerle sıralamak mümkündür. Fakat bütün bu özelliklerin
işleyebilip bilim insanı bütünlüğünü oluşturabilmesi için vicdani bir
yaklaşım gereklidir. Vicdani yaklaşım ise özünde bir sınıf tavrı ile
alakalıdır. Sınıf tavrı ise ezilenlerden mi yoksa ezenlerden mi yana
olunduğu ile ilgilidir.
6 Mayıs'ın 40.
Yılında
UFUK
GÖLLÜ - İdamlarının üzerinden tam 40 yıl geçti. Deniz, Yusuf ve
Hüseyin, Türkiye devrimci hareketinin üç kızıl karanfili, oligarşik
diktatörlüğün idam sehpalarında yiğitçe can verdiler. İdam
edilen 3 devrimcinin idam sehpasında ki kararlı duruşu ve baş eğmezliği
idam edenlerin düşlerini karabasana çevirdi. Deniz, Yusuf ve Hüseyin ,
Türkiye işçi sınıfının ve ezilen halkların özgürlük mücadelesinde birer
sembol haline geldiler. Üç devrimcinin idam edilmemesi için yola çıkan
Mahir Çayan ve arkadaşları ülkemiz tarihinde az görülen bir devrimci
dayanışma örneği göstererek THKO ve THKP-C’li devrimcilerin ortak
eylemleriyle ölümsüzleştiler.
Taksim 1
Mayıs'ından İzlenimler
2012
1 Mayıs’ında Taksim Meydanı, ’77 katliamından 35 yıl sonra bir kez daha
yüz binlerle buluştu. Böylece yıllar süren meşru mücadele sonrasında
2009’da fiilen alınan meydanda, üst üste dördüncü yıl yüz binlerce kişi
İşçi Bayramı’nı kutlamak ve emekçilerin ve ezilenlerin taleplerini
yükseltmek için bir araya gelmiş oldu.
SDP 10 Yaşında
28
Ağustos 2002 tarihinde kurulan partimiz SDP bu yıl hem devrim ve
sosyalizm kavgasında 10. yılını kutlamakta hem de 5.
Olağan Konferans-Kongre sürecini 10. yıl coşkusuyla bir atılıma
dönüştürmeye hazırlanmaktadır.
Ya
Türkiye'nin Sağları?
*MUSTAFA KEMAL COŞKUN-Daha
baştan söylemek gerekirse bugün sosyalist solu eleştirmek adına
konuşanların kimisinde, Kurtuluş Kayalı’nın Türk sosyolojisi için
kullandığı kavramlarla konuşursak, bir “süreksizlik” ya da
“hafızasızlık” var gibi. Aslına bakılırsa bir tür akıl tutulması dense
yeri.
Sen Vermedin İşçi Sınıfı Kazandı
M.
ULAŞ BAYRAKTAROĞLU - Yeni bir 1 Mayıs’a yaklaşırken burjuvazi
korktuğunu açıkça belli ediyor. Belki de etkinliklerin Taksim meydanında
yapılmasına engel olamadıkları için onlara hizmet eden devlet
görevlilerine kızıyorlardır. Bu durum şehrin meydanları ile burjuvazinin
kurduğu iktidar ilişkisinden kaynaklanmaktadır. Meydanları kaptırdıkları
zaman iktidarı yitirebileceklerini düşünüyorlar. Pek de haksız
sayılmazlar… Meydanlarda hakimiyet kuran propaganda üstünlüğünü ve
fiziki olarak şehrin keşişim noktasını ele geçirmiş olur.
Sol
Darbeciyse Demokrat Olan Kim?
UFUK
GÖLLÜ - Bir süredir köşe yazarları arasında bir tartışmadır almış
başını gitmiştir. Tartışılan konu solun darbeci geleneğinin tarihsel
kökleridir. Tartışmaya katılan isimler oldukça çeşitlilik arz etse de
ortaklaştıkları nokta solun tarihsel değerlerine dönük saldırı
içerisinde olma halidir. Sol olarak kullanılan bir genel söylem
üzerinden sosyalizm mücadelesine ve onun tarihsel köklerine dönük bir
ideolojik saldırı eylemi içerisinde olan bu sol liberal kesimlerin
söylemleri suyu bir hayli bulandırmaktadır.
Taksim
1 Mayıs Alanıdır!
GÖKHAN
TAŞYAKAN - 1 Mayıs işçi sınıfının, emekçilerin ve ezilenlerin
“birlik, mücadele ve dayanışma” günü olurken emperyalist/kapitalizme
karşı meydan okumanın “enternasyonalist” karakteri olarak da şekillendi.
Bu durum 1 Mayıs’ı dünya/tarihsel planda özel kılarken, Türkiye işçi
sınıfı da bu şekillenişteki yerini “hakkını vererek” aldı. 1 Mayıs
yalnızca bir günün adı değildir! 1 Mayıs dünya proletaryasının mücadele
tarihinin özetidir.
1 Mayıs
RIDVAN TURAN
- İstanbul Valiliği, günler öncesinden 1 Mayıs 2012 kutlamalarının
Taksim Meydanı’nda yapılabileceğini ilan etti. Kendimi ister istemez
nereden nereye diye düşünürken buldum. 80’li yıllardan son yıllara dek
süren Taksim yasağı, Taksim’de 1 Mayıs kutlamak için polis terörüne
kurban giden gençler, öldürülenler, sakat bırakılanlar geliyor insanın
aklına. Öldürüleceğini bildikleri halde Hrant’ı koruyamayan, ancak
Taksim Meydanı’nı gözleri gibi koruyan “gazcı kardeşler” eski vali
Muammer Güler ve eski emniyet müdürü Celalettin Cerrah’ın 1 Mayıslarda
nasıl fiili sıkıyönetim uyguladıklarını unutabilmemiz mümkün mü?
Gözaltı terörü
hız kesmeden sürüyor
Mersin
Tozcu Lisesi önünde 1 Mayıs’a çağrı bildirisi dağıtan 5 Dev-Lis’li ve
SDP’li bugün öğle saatlerinde gözaltına alındı. Gözaltına alınan 4 Dev-Lis’li
Cumhuriyet Karakoluna, SDP il yöneticisi Ali Okutan ise Terörle Mücadele
Şubesi’ne (TEM) götürüldü. TEM’e ve Cumhuriyet Karakolu’na giden SDP İl
Başkanı ve yöneticilerine gözaltılarla ilgili hiçbir bilgi verilmedi.
Karakolda ifadeleri alınan Dev-Lis’liler saat 14.00’de serbest
bırakıldı. İl binasına dönen Dersim Dinçer parti binası önünden TEM
polislerince tekrar gözaltına alınarak TEM’e götürüldü.
Demokratik Bir Suriye, Özerk Bir Batı Kürdistan
İBRAHİM
TURGUT - Mart 2010’da Suriye halkı sokaklara dökülmüşken ABD, AB
ve işbirlikçi ülkelerin Suriye’den istediklerini dört ana başlıkta
toplamak mümkün. 1) Hamas ve FKÖ ile ilişkilerin istenilen düzeye
çekilmesi. 2) Lübnan Hizbullah’ı ile olan ekonomik, siyasi ve askeri
ilişkilerin sona erdirilmesi. 3) İran’la var olan ilişkilerin gözden
geçirilmesi 4) Yeni Anayasa hazırlayarak yönetimde reform yapılması ve
Müslüman Kardeşler’in yönetimde yer alması için adım atılması.
Geleceği Kazanmaya Geliyoruz
M.
ULAŞ BAYRAKTAROĞLU - Senelerce meşakkatli mücadeleler sonucu
kazanılan 1 Mayıs ve alanı Taksim meydanına işçi sınıfının çıkmasına
sayılı günler kalmışken 1990’lı yılları hatırlamakta fayda var.
Memleketimizde birileri sokakta barikatlardayken birileri bürolarda
oturuyorlardı, programlarına sosyalizm bile yazdıramadıkları partilerde
“mücadele” ediyorlardı. Diğer taraftan kapitalist devleti taklit eden
yöntemlerle devrimci öncüleri ve kitleleri sisteme kırdıran anlayış
devrimci mücadeleye onulması oldukça zor zararlar veriyordu.
Doğu Timor
Halkı Kazandı, Kürt Halkı Neden Kazanmasın?
UFUK
GÖLLÜ - Doğu Timor’da yapılan cumhurbaşkanlığı seçimini eski bir
gerilla lideri olan Taur Matan Ruak kazandı. Birçoğumuzun gözünde dünya
haritasında Doğu Timor’un nerede olduğu canlanmayabilir. Doğu Timor,
eskiden Endenozya’ya bağlı olan ve 1999’da bağımsızlığını kazanmış bir
ülkedir. Meselenin bizden bu kadar uzak bir coğrafyada cereyan ediyor
olması bizleri yanıltmamalıdır. Emperyalizm koşulları altında sömürge ve
yarı sömürge ülkelerin tarihleri birbirine benzemektedir.
Demokratik Türkiye Daima İleri… Marş Marş!
YEŞİM
ERGÜN - O dönem andıçlanan gazeteciler vardı, işinden edilen,
kara listeye alınanlar. Peki ya şimdi? Sadece ANF’ye röportaj verdiği
için işinden atılmıyor mu gazeteciler? Şimdi de AKP’nin andıç listeleri
var. Faili meçhullerin yerini, toplu imha niteliğindeki tutuklamalar
almadı mı şimdi? Askerin yerini polis katliamları? Kim öldürdü Diren’i,
Şerzan Kurt’u, kim öldürdü Metin Lokumcu’yu? Uludere’de sınır ticareti
yapan çoğu çocuk 35 Kürt köylünün üzerine bombaları kim yağdırdı? Peki
ya bunların hesabı ne zaman sorulacak?
YKP Kurultayı
Toplandı: Mücadelede Yeni Dönem
Yeni
Kıbrıs Partisi 11. Olağan Kurultayına Kıbrıs’ın her iki yanından,
Türkiye’den çeşitli siyasi parti temsilcileri ile sivil toplum
kuruluşları temsilcileri de katıldı. YKP adına Parti Yürütme Kurulu
Sekreteri Murat Kanatlı tarafından yapılan konuşmada, YKP’nin
mücadelesinin 22 yıldır sürdüğü ve gelecek kuşaklara daha özgür ve
demokratik bir ülke bırakmak için mücadeleye devam edecekleri
belirtildi. Kurultayda bir konuşma yapan SDP Genel Başkanı Rıdvan
Turan, adadaki işgale dikkat çekerek “El kadar adada 40 bin askerin ne
işi var” diye sordu. Turan, Kıbrıs sorunu çözülmeden Türkiye’de
demokrasi sorununun çözülemeyeceğini işaret etti.
Açlık
M.
ULAŞ BAYRAKTAROĞLU - Gün geçmiyor ki hapishanelerden tutsaklara
yönelik yapılan baskı ve işkence haberleri gelmesin. F tipi hapishane
diye adlandırılan tecrit ve izolasyon sisteminin kendisi bir sürekli
işkence uygulaması. Fakat sistem bu zulümle yetinmiyor, tutsakları ek
uygulamalarla kişiliksizleştirmeye çalışıyor. Kişiliğini ve siyasal
kimliğini koruyanlar ve savunanlara yönelik yalnızlaştırmaya yönelik
uygulamalar hayata geçiriliyor. Tutsakların en doğal hakları olan
mektuplaşma, ziyaret, görüşme ve sosyal bir ortamda yaşama hakları
kısıtlanıyor, engelleniyor.
Eren Keskin:
"Haksız Tahrik İndirimi Kesin Olarak Kaldırılmalı"
Kocası
tarafından öldürülen Gülay Armağan davası pek çok kadın örgütü
tarafından takip ediliyor. Kadına yönelik şiddet açısından öne çıkan pek
çok davada vekillik yapmasının yanı sıra Gülay Armağan’ın da
avukatlığını yapan Eren Keskin ile dava, 8 Mart’ta yürürlüğe giren
“Kadına Yönelik Şiddetle Mücadele” yasası ve yargının erkek egemen bakış
açısı üzerine sohbet ettik: "Bu derece erkekten yana bakış açısının
olduğu bir coğrafyada nasıl hakimlerden iyi kararlar bekleyeceğiz?
Başbakanın kendisi 3 çocuk öneriyor, bu da kadınların bedenine direkt
bir müdahaledir. Erkek egemen, militer ve feodal anlayışın mutlaka
sistemle birlikte sorgulanması gerekiyor, işimiz zor yani." >Neziha
Eken ve Aylin Mert'in Gelecek'te yayınlanan söyleşisi.
Bizim
Yorumumuz Hangisi?
AYDAN
DÜZKAYA - Ataerkil düzenin en şiddetli halinin uzun yıllardır
hüküm sürdüğü ülkemizde son 10 yıl içerisinde kadın cinayetleri hiç
olmadığı kadar yüksek bir seviyeye gelmiştir. Bu cinayetler koca, baba,
sevgili, eski sevgili, oğul, kardeş gibi failler tarafından
işlenmektedir. Faillerin gerekçeleri ise kimi zaman kadının ataerkil
düzen tarafından sorumluluğu erkeğe yüklenmiş olan namusuna sahip
çıkamaması, kimi zaman kadının özellikle evlilik birliği içindeki
görevlerinden kabul edilen cinsel ilişkiyi reddetmiş olması, kimi zaman
yemeğin tuzunu fazla kaçırmış olması, kimi zaman…
Komedinin
Yazılmasına Ortak Olmayalım
M.
ÖZLEM - Tarih tekerrürden ibarettir der eskiler. Genellikle
eskilerden kalan ve bir çeşit genel içerik taşıyan bu çeşit söylemlerin
özünü yaşamsal deneyimler oluşturur. Bu bağlamda bilimsel bir öze de
sahip olduğu söylenebilir sözkonusu lafın. Zira ders çıkarılmadığı
sürece tarih gerçekten de bir tekerrür manzumesine dönüşür ve egemen
sınıflar bu ders bilmezliği onu tekrar ettirmek üzere kullanırlar.
Tekrar ettirilen şey egemenlik ilişkileri ve bu ilişkilerin kendini
yeniden üretmesidir aslında.
Doğru
Birlik Devrimcidir
UFUK
GÖLLÜ - 31 Mart Cumartesi günü İstanbul’da gerçekleşen
konferansla Sosyalist Kurtuluş Kolektifi ve SDP birleşti. Bundan bir
süre önce başlamış olan birlik görüşmelerinin bu şekilde olumlu
sonuçlanması anlamlı ve önemli bir gelişmedir. Sosyalist hareketin
parçalı hali ve işçi sınıfı hareketinden kopukluğu düşünüldüğünde var
olan durumun değişmesi yönünde mütevazi ama anlamlı bir adım atmış
bulunuyoruz.
Pembe
Gazete ve Militarizm
ERSİN
ÖNSEL - Rockefeller’ in “pembe gazetesi” kapitalist toplumun
önemli bir simgesidir. Kişiye özel tek bir nüsha olarak çıkarılan bu
pembe dünya, “zat-ı muhterem ”in yaşlılık ve hastalık günlerinde mutlu
olmasını sağlamak amacına yönelik bir görevi yerine getirmekteydi.
Bilindiği üzere PEMBE GAZETE, dünya burjuvazisinin dümen suyunda,
Rockefeller üzerinden tanımlanmış, güçlünün işine gelen biçimiyle
servise konan bir “yaşam simgesi” olarak tarihe geçmiştir.
Kadınları Öldüren Erkekler Neden Az Ceza Alıyor?
NURŞEN
YILDIRIM - Günde beş kadının öldürüldüğü Türkiye’de, bu
cinayetleri işleyen erkekler ne yazık ki çeşitli indirimlerle en fazla
6-7 yıl cezaevinde kalıyorlar, sonra da serbest bırakılıyorlar. Halbuki,
suç işlediği tespit bile edilemeyenler, sırf düşündükleri ve barışı
savundukları için davaları aylarca görülmeyip bazılarına da on yıllarca
ceza verilebiliyor. Büşra Ersanlı, KESK’li kadın yöneticiler bunlardan
sadece birkaçı. “Televizyonun kumandasını fırlattı, bana küfretti, tayt
giyiyordu, erkekliğime hakaret etti, kadınlık görevini yapmıyordu,
sigara içiyordu.” Bu söylemler, kadına yönelik cinayetlerde erkeklerin
kullandıkları mazeretlerden birkaçı.
Kadınlar
Gülay'ın Katilinin Peşini Bırakmayacak
AYLİN
MERT - “Rüyamda karımın beni aldattığını gördüm, sabah
kalktığımda dayanamadım öldürdüm.” “Akşam eve geldiğimde yemek hazır
değildi, karımı ekmek bıçağıyla öldürdüm.” “Benimle aynı yatakta uyumak
istemedi, 12 yerinden bıçakladım.” “Çok seviyordum, kıskançlıktan
vurdum.” Tüm bu ifadeler kadın cinayetlerinin ardından katil erkekler
tarafından söylenenler. Her ne kadar birbirlerinden farklı gösterilmeye
çalışılsalar da aslında baştan sona aynı olan “tahrik edici sebepler.”
Savaş
Adımları Suriye Üzerinden Hızlanıyor
SERAP GÜNEŞ
- Suriye geriliminin, ülkenin “özgürleştirilmesi” ile değil
Ortadoğu’nun, küresel güçler arasındaki dengelere göre yeniden
düzenlenmesi ile ilgili olduğu son gelişmelerle iyice açığa çıktı. Her
gün artık bir değil birkaç yeni adımın atıldığı bu gerilimde,
gelişmelerin kaydını bile tutmak imkansız. Bir gün savaş suçlusu olarak
Batı medyasının manşetlerini süsleyen Esad’ı, ertesi gün BM özel
temsilcisi Kofi Annan’la el sıkışırken görebiliyoruz ekranlarda.
Paralı
Muhalefet Suriye'de İşgal Peşinde
AZİZ
KÜÇÜK - Suriye’ye karşı emperyalist bir operasyonun maşası olma
ihtimali TC’nin yakın gelecekte bölgede yapma ihtimali yüksek olan
hamlelerden biridir. Bu doğrultuda en düşük ihtimalle SUK kapsamındaki
muhaliflerin silahlı mücadelesine arka cephe olabileceklerini Başbakan
Erdoğan açıkça “dostluk toplantısında” belirtmiştir. Ayrıca Suriye
meselesinde “uluslararası” bir müdahalenin gerekliliğini savunmuştur.
Kim Kimi Yargılıyor?
M.
ULAŞ BAYRAKTAROĞLU - 12 Eylül 1980’de yapılan darbeyle iktidara
gelen askeri diktatörlüğün uzun yıllar nimetlerinden yararlananlar bugün
onu kullanılmış bir mendil gibi çöpe atıyorlar. Bu noktada doğrudan ve
salt AKP hükümetinden bahsetmiyoruz. AKP hükümeti son tahlilde bir
maşadır. Burjuva iktidarının sürmesini sağlayan yürütücü bir
örgütlenmedir. Dolayısıyla dün askeri diktatörlüğü destekleyen oligarşi
bugün AKP hükümetini desteklemektedir. Dün askeri diktatörlüğü kullanan
oligarşi bugün AKP’yi kullanmaktadır.
Barışı ancak
Öcalan getirir
PKK
lideri Abdullah Öcalan üzerindeki tecrit 260. gününe yaklaşırken, sol ve
sosyalist parti temsilcisi, Öcalan üzerindeki tecridin anlamı, bunun
sonuçları ve Kürt sorunu noktasında yapılması gerekenlere ilişkin
değerlendirmelerde bulundu. Öcalan'a uygulanan ağırlaştırılmış tecrit
koşullarının sadece Öcalan'a yönelik olmadığı, bunun aslında Kürt
halkına yönelik bir cezalandırma olduğu değerlendirmesinde ortaklaşan
parti temsilcileri, Öcalan'ın Kürt sorununun çözüm anahtarı olduğuna
vurgu yaparak, gerekli koşulların sağlanmasını istedi. Parti
temsilcileri, Öcalan'ın sorunun çözümü olduğunun AKP iktidarı tarafından
da bilindiği fakat buna rağmen sorunun çözülmek istenmediğine vurgu
yaptı.
KCK
İddianamesi: Ersanlı ve Zarakolu
EKİN
BODUR - Geçtiğimiz günlerde en son dalga KCK tutuklamalarının
iddianamesi yayınlandı. 2.400’ü aşkın sayfa tutan iddianameyi birkaç
kelimeyle özetlemek gerekirse “son dönem AKP tarzı”nın hakim olduğunu
söyleyebilirim. “Kes-kopyala-yapıştır”, “Uysa da uymasa da delil
diyorsam delildir”, “Şunun anlamı budur” tarzı iddianamecilik, hukuk
alanında da sanırım yeni bir açılıma imza atıyor. Ne yazık ki burada bu
binlerce sayfalık iddianameyi ele alıp eleştirme şansımız yok.
12 Eylül
Yargılamaları Üzerine
ULAŞ
CULDUZ - 12 Eylül’le ilgili açılan davanın gerçek, adil bir
yargılamaya dönüşebilmesi bir toplumsal mücadele konusu, bir siyasi
yüzleşme alanı olarak ele alınmalıdır. AKP’nin senaryosunu boşa çıkarmak
ve bu davanın gerçek sahipleri gerçek müdahilleri biziz demek için
davaya müdahale talebinde bulunan sivil faşistleri de teşhir etmek,
gerekirse etkisiz hale getirmek için davaya müdahil olunmalıdır. 12
Eylül’ün kapitalist-emperyalist sistemin ve burjuvazinin işçi sınıfına
topyekûn saldırısı olduğunun bilinciyle bu durum hem duruşma salonunda,
hem de sokakta teşhir edilmelidir.
12
Eylül’le Hesaplaşmak
RIDVAN TURAN
- Başbakanın yaptığı açıklama dikkat çekiciydi. Başbakan 12 Eylül
referandumunda anayasa değişikliğine destek vermeyenlere yönelik, mealen
‘12 Eylülcüler yargılanamaz diyen ve anayasa değişikliğine karşı oy
kullananlar şimdi müdahil olmak için kuyruğa girdiler’ dedi. Böyle
durumlarda bir başbakanın, demokrasinin faziletlerinden, darbelerin
olumsuz sonuçlarından, kaybedilen değerlerden bahsetmesi beklenir. Veya
yargı sürecinin hukuki sonuçlarına ulaştırılması için siyaset kurumu
olarak üzerlerine düşeni yapacaklarını söylemesi beklenir.
Sanal Yargılamayı Hesaplaşmaya Dönüştürme Zamanıdır
NURETTİN
ALDEMİR - 12 Eylül 1980 askeri darbesinin 32. yılında darbenin
mimarlarından hayatta kalan son ikisinin yolu 4 Nisan 2012 tarihinde
Ankara Adliyesi’ne düştü. Kenan Evren ve Tahsin Şahinkaya beklendiği
gibi –sağlık durumlarını gerekçe göstererek– gelmediler. Gelmediler ama
ruhları avukatları aracılığı ile mahkeme salonuna teşrif etti. 12 Eylül
darbesine ilişkin davada sanıklar Kenan Evren ve Tahsin Şahinkaya’nın
avukatı Bülent Acar, müvekkilleri hakkında savcılığın soruşturma yapma
yetkisi olmadığı gerekçesiyle iddianamenin ‘yok hükmünde’ sayılmasını
talep etti.
Baran ve Ali
Deniz'e yine tahliye yok
2,5
yıldır tutuklu olan Ali Deniz Kılıç ve Baran Nayır'ın 7. duruşması bugün
Beşiktaş Adliyesinde 10. Ağır Ceza Mahkemesinde yapıldı. Tahliye
taleplerini 'kuvvetli suç şüphesi' gerekçesiyle yine reddeden mahkeme
heyeti davayı 28 Haziran 2012 tarihine erteledi.
Duruşma öncesinde Beşiktaş'ta yapılan 'Baran ve Ali Deniz'e Özgürlük'
eyleminde konuşan SDP Genel Başkanı Rıdvan Turan tutuklamaların hukuksuz
olduğunu, bu hukuksuzluğa derhal son verilmesi gerektiğini söyledi.
Ardından Tutuklu Öğrencilerle Dayanışma İnisiyatifi adına konuşan
Galatasaray Üniversitesi öğretim üyesi Mehmet Karlı, Ferhat Tunç, ÖDP
Genel Başkan Yardımcısı Sema Solaklı, ESP Genel Başkan Yardımcısı Alp
Altınörs ve EHP Genel Başkan Yardımcısı Işıl Kurt, Baran ve Ali Deniz'i
almaya geldiklerini belirttiler.
Düşmanlık Konferansı
M.
ULAŞ BAYRAKTAROĞLU - Dün İstanbul’da başını emperyalistlerin ve
TC’nin çektiği “Suriye Halkının Dostları Grubu’nun” toplantısı yapıldı.
Bu toplantıda Suriye Ulusal Konseyi (SUK) adı altında toplanan
muhaliflerin Suriye’nin meşru temsilcisi olduğu kabul edildi. Bir odağın
meşru olup olmadığını belirleyen bir yapının da meşru olması gereklidir.
TC bu kararı verebilecek meşru ve tutarlı bir devlet değildir. Öncelikle
başta Kürt halkı olmak üzere kendi halklarına ve işçi sınıfına zulüm
eden oligarşik bir yönetimdir TC.
Sosyalist
Kurtuluş Kolektifi ile SDP birleşti
Sosyalist
Kurtuluş Kolektifi ile Sosyalist Demokrasi Partisi arasında sürdürülen
birlik çalışmaları 31 Mart 2012 tarihinde toplanan SDP Danışma
Meclisinde sonuçlandırılarak SDP çatısı altında birlik gerçekleştirildi.
SDP Danışma Meclisi tarafından kamuoyuna yapılan açıklamada
enternasyonalist sosyalistlerin birlik çalışmalarında önemli bir adım
daha atılmış olduğu vurgulandı. Danışma Meclisi ayrıca sosyalist
hareketin birliğinin bitmemiş bir süreç olduğunu belirterek Parti
Meclisi’nin bu doğrultuda çalışmalara devam etmesi konusunda tavsiye
kararı aldı.
Yol Ayrımı
M.
ÖZLEM - Bugün 30 Mart. Kızıldere’de Mahir Çayan ve arkadaşlarının
katledilmesinin yıl dönümü. Kızıldere’nin yıldönümü. Egemenlerin
metodolojisi çoğu zaman ezilenlerin davranış ve düşünüşlerinde bir
yeniden üretim sağlar denir. Onların ritüelleri bir şekliyle bize
sirayet eder. Her anma yeminlerin edilmesi, sözlerin verilmesi ile
sonuçlanırken geçmiş tarihin tozlu raflarına terk edilip anlaşılmadan
bir nevi ajitasyonun konusu olarak ele alınıp gidilir.
Gülay Armağan
davası ertelendi
Kocası
tarafından öldürülen Gülay Armağan cinayeti davasının ilk duruşması
İstanbul Üsküdar 1. Ağır Ceza Mahkemesi'nde görüldü. Tutuklu sanık Metin
Armağan "sinir krizi geçirdiği" ve Bakırköy Ruh ve Sinir Hastalıkları
Hastanesi'ne kaldırıldığı iddiasıyla mahkemeye katılmadı. Gülay
Armağan'a tecavüz eden, iki sene boyunca kendisiyle ilişkiye zorlayan
Metin Armağan'ın kardeşi Daimi Armağan ise duruşma salonunda hazır
bulundu.
‘AKP’yi
Cemaat Vesayetinden Kurtaralım’
RIDVAN TURAN
- Kimi köşe yazarları, cemaat ve Erdoğan arasında sürmekte olan
çatışmada, Erdoğan’ın demokrasi, Gülen cemaatinin de daha fazla
hegemonya peşinde olduğunu söylüyorlar. Onlara göre Erdoğan ve hükümeti
bu zamana kadar atılan demokratik adımların, AB uyum yasalarının, Kürt
sorununda sivil çözüm çabalarının, PKK ile yapılan görüşmelerin; cemaat
ise ardı arkası kesilmeyen KCK operasyonlarının, tüm muhalifleri
cezaevine doldurma tertiplerinin sahibi. Böyle bir analiz yapıldığı
andan itibaren, demokratik kamuoyuna Erdoğan’ın ve hükümetinin
desteklenmesinin gerekli olduğu da söylenmiş olmaktadır.
Pınar Öğünç:
“Çocuklarını Yiyen Bir Ülke Ne Yazık ki Burası”
Tek
sesli medyanın içinde sesleri kısılmak istenenlerin hikayelerini
anlatıyor, söylenmeyen sözleri dillendiriyor. Kendi deyimiyle “münferit”
bir gazeteci Pınar Öğünç… Muhalif gazetecilerin bir bir ayıklanmaya
çalışıldığı, basında sürdürülen “temizlik operasyonu” saldırılarına
rağmen bildiğinden şaşmayan, sözünü sakınmayan bir yazar. Pınar Öğünç
ile gündeme, kadın cinayetlerine, medyada kadın olma hallerine dair
sohbet ettik: "Haksız tahrik indirimine karşı ses yükseltmek, kadın
cinayetleriyle mücadelenin en mühim parçası. Kadını zaten aile dışında
yok sayan bu zihniyetin elinden ‘erkeklik’ tıpasını almak gerekiyor. Ki
en azından indirim hesabı peşinde koşamasınlar. Bayağı öldürmeden sene
hesaplayan erkekler var aramızda, onlarla yaşıyoruz." >Aylin Mert'in
Gelecek'te yayınlanan söyleşisi.
 |